• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Anasayfa arrow Diyoruz ki arrow Kurtuluş Yok Tek Başına!
Kurtuluş Yok Tek Başına! Yazdır e-Posta
Cumartesi, 19 Aralık 2009

Image Babam dünyanın en zenginleri listesinde olabilirdi, yoksulluk sınırı altında maaşla çalışan bir işçi de. Hayat koşulları neticesinde ben bir fabrikada işveren de olabilirim, sahip olabileceğim tek şey olan kadınlığımı kullanarak bir fahişe de olabilirim.

Nerede, ne zaman, kimlerin yanında dünyaya gelmek istediğimizi bize kimse sormadı; Ercan Sancar tersanede kaynak yaparken üzerine ambar kapağının düşmesiyle ölmeyi kendisi seçmedi, Sakıp Sabancı da arkasında koca bir servet bırakarak ölmeyi kendisi seçmedi. Öldüklerinde adlarına günlerce törenler yapılan büyük holding sahiplerinin ölümünü sürekli gündemde tutan medya patronları, 'basit bir matbaa işçisi' olan Ömer Oymak öldüğünde neredeydi? İşte düzenin çarkları bu şekilde işliyor: Sen zenginsin, başımın tacısın; sen işçisin, sus ve çalış!

Havalandırmanın yetersiz olduğu ve dinamit ateşlemesinde yanlışlıklar yapıldığı için Bursa'daki maden ocağındaki patlamayla 19 işçi öldü. Tersanelerdeki ya da maden ocaklarındaki bu ihmallerin son bulması ve işçilerin de 'insan gibi' yaşayabilmelerini sağlamak için taşeronun karşısına, patronun karşısına, sistemin karşısına birlik olup yumruklarımızı kaldırarak çıkmalıyız.

TEKEL’in Şubat 2010da özelleştirilmesiyle işsiz kalacak 12 bin işçi için Ankara'da günlerdir eylem yapan TEKEL işçileri de, yasal hakları olan greve katıldıklarından dolayı açığa alınan 16 arkadaşları için grev yapan TCDD işçileri de, özelleştirilmesi mantık dışı olmasına rağmen böyle bir durumun gündeme gelmesiyle eylemler yapan itfaiye işçileri de sendikal mücadeleyle bu kadar güçlü olabildiler. Ses getiren, kamuoyunun dikkatini çeken, medyada yer bulabilen bu işçi eylemleri ancak sendikalar tarafından örgütlenebilir ve sonunda çalışanlar adına olumlu sonuçlar alınabilecek görüşmeler gerçekleştirilebilir.

Ortada bir suç varsa bugüne kadar bu suç hep ezilene atılmadı mı? Ölümlerin sebebi yine ölen işçinin kendisi gibi gösterildi. Gerekli tedbirler alınmadığı için kaç işçinin daha ölmesi gerekiyor?! Ben babamın elektrik kaçağından dolayı ölmesini istemem, Ayşe'nin kot taşlama işçisi olan abisinin maske yetersizliğinden dolayı tedavisi mümkün olmayan silikozis hastalığına yakalanmasını istemem, Ali'nin ablasının camsız minibüse bindirilip sele kapılarak araç içinden çıkamayıp boğularak ölmesini istemem. Bu ihmaller bireysel mücadeleyle düzelmez. Babamın, Ayşe'nin abisinin, Ali'nin ablasının kendileri gibi diğer emekçilerle birlikte ortak bir mücadele yürütmeleri gerekir. O yüzden diyoruz ki: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Hande Günay / Marmara Üniversitesi

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement