Diyoruz ki
Genç-Sen Sokakta, YÖK Düzeninin Karşısında | Genç-Sen Sokakta, YÖK Düzeninin Karşısında |
|
|
| Pazar, 29 Kasım 2009 | |
|
Maalesef bu yıl da dilekleri yerine gelmedi ve binlerce öğrenci YÖK’ü ve YÖK zihniyetini kabul etmediklerini otuza yakın meydandan 28 yıldır yaptıkları gibi yüzlerine yine bağıra bağıra dile getirdiler. Genç-Sen olarak 2009 6 Kasım’ında 24 ilde “Barınamıyoruz, Ulaşamıyoruz, Okuyamıyoruz YÖK’e Karşı Yürüyoruz” dedik. 7 Kasım günü başta Genç-Sen’liler olmak üzere yüzlerce öğrenci Ankara’da düzenlenen “YÖK karşıtı” mitingde taleplerini dile getirdiler, “YÖK’e hayır” dediler. Bu yıl Genç-Sen olarak YÖK’ün kuruluş tarihi olan 6 Kasım gününü daha esastan ele alabildik. Yaz aylarından bu yana yaptığımız tartışmalar, harç zamlarına karşı yürüttüğümüz mücadele ve elde ettiğimiz kazanım örgütümüzü bir bütün olarak bu yıl ki çalışmalara hazır hale getirdi. Uzun yıllardır “laf” olarak tartışılan bazı konularda somut adımlar attık. Tabi attığımız adımlar şubelerimizin ve genel olarak örgütümüzün gücüne, bu güne kadar kurduğu örgütlülüğe göre şekillendi. Bazı noktalarda eksik kalsa bile bir bütün olarak birçok şubede 6 Kasım’ı önceden propaganda edebilmiş olduk. Başta üniversiteyle yeni tanışan arkadaşlarımızı ve ardından tüm öğrencileri hedef alan bir propaganda çalışması yürüttük. Amacımız YÖK’ü ve YÖK zihniyetini tartıştırmak, bunun üzerinden oluşturduğumuz bilinç ile YÖK karşıtı eylemlerimizi örgütlemekti. Somut olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Gaziantep, Aydın gibi illerde üniversitenin ve kentin bu düzen tarafından gençlere dayatılan sorunlarıyla mücadele ederek süreci ördük. Bu iller dışındaki tüm illerde ise kurumsallaşmamızı sağlayacak adımlar attığımız bir örgütlenme sürecini var ettik. Sonucunda toplamda binin üzerinde öğrenciyi 6 Kasım’da birçok ilde, 7 Kasım’da da Ankara’da YÖK karşıtı talepleriyle harekete geçirdik. 7 Kasım’da Ankara’da örgütlediğimiz mitingde Eğitim-Sen, TÖK, Öv-Der gibi sorunla ilgili farklı toplumsal kesim temsilcilerini ve birçok gençlik örgütünü bir araya getirmeyi başardık. Bizi yan yana getiren YÖK ve YÖK düzenine karşı birlikte attığımız sloganlarımızdı. Bu yıl sık sık kullandığımız diğer bir slogan ise “YÖK Postalla Geldi Genç-Sen’le Gidecek”ti. 12 Eylül darbecilerinin en çok hicap duydukları kapısından içeri polisin giremediği üniversiteler, YÖK’ün kurulmasıyla birlikte gençlerle mücadele merkezlerine dönüştü. “Vur ensesine, al lokmasını” sözlerini benimseyen YÖK düzeni yarattıkları baskı ortamıyla kelimenin gerçek anlamında öğrencilerin ensesine vurmaya, bir yandan da öğrencilerin ve emekçilerin lokmalarına göz dikerek üniversiteleri geniş bir kazanç kapısı haline getirmeye başladı. Kurulduğu günden bu yana da bu temel mantık üzerinden işleyişini devam ettiriyor. Genç-Sen’liler olarak öğrenci gençliğin yaşadığı sorunlara karşı muhataplarımız olan hükümet, YÖK, rektörler ve diğer benzeri tüm kurumları bu zihniyetin bir parçası olarak hedef aldık. Onların YÖK’ü kurarken ve bugüne kadar getirirken ki amaçları ne ise bizler de bu zihniyetin karşısında olanlar olarak yine aynı cevabı verdik: YÖK’e hayır! Özerk, demokratik üniversite; eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim istiyoruz! Eylem alanlarındaki örgütsel duruşumuz ile YÖK düzenine karşı yürütülen mücadelede sürekliliği temsil eden örgütlülüğümüze vurgu yaptık. Öğrenci gençliğin bazı koşullarda muhalefetini yükseltebilmesi hepimiz tarafından iyimser bir beklenti olarak yine ihtimal dâhilindedir. Ancak bu ihtimalin izini sürebilecek kurumlara yani örgütlü mücadeleye ihtiyaç vardır. Bugüne kadar mücadelenin yükselmesi için sarf edilen emekler eksiğiyle fazlasıyla bir haznede biriktirilmelidir. Bu yüzden örgütlü mücadeleyi ve öğrenci örgütlerini daha fazla ön plana çıkarmalıyız. Bu yüzden tüm şubelerimizde Genç-Senliler güçleri oranında Genç-Sen bayraklarını ve sloganlarını alana taşımayı sağladılar. Öğrenci hareketi içerisinde bulunan gençlik örgütlerinin özellikle öğrencilerin yoğun olduğu kentlerde birkaç farklı eylem yapıyor oluşu uzun yıllardır karşımıza çıkan bir problemdi. Bu yıl da farklı bir sonuç ne yazık ki üretemedik. Tüm gençlik örgütlerini ve öğrencileri kapsayan YÖK karşıtı geniş bir cephe öğrenci hareketine birçok açıdan yeni imkânlar yaratacaktır. Ancak YÖK’e ve YÖK’ü kapsayan düzene veya mücadele araçlarına dair farklı yaklaşımlar eylemde birliği sağlamayı bu yıl da engelledi. Bu yıl ikiden fazla eylem olsa da asıl olarak Genç-Sen’in ve anti-AKP’cilik üzerinden şekillenen dörtlü bloğun eylemleri dikkat çekti. Genç-Sen YÖK protestolarında kafa ve yön karışıklıklarının arasında hedefi doğru saptamanın ne derecede önemli olduğunu göstermiştir. Yönü bulmak için de başa dönmek YÖK’ün ne tür bir mantıkla ve kimler tarafından kurulduğuna bir dönüp bakmak gerekmektedir. Öğrenci hareketinin bir bölümünün içine düştüğü bu yön karışıklığı hedefi saptırmış, meşru örgütlenmeleri yok sayarak öğrenci hareketinin eylem birliğinin sağlanamamasına neden olmuştur. Genç-Sen olarak eylemin birliğini önemsemekle birlikte politik hedef olarak asgari müştereklerde anlaşmayı, eylemin alanda var edilişi açısından da kendimizi Genç-Sen olarak ifade etmeyi önemli bulduk. 6 Kasım gününe kadar yürüttüğümüz örgütlü mücadelemizi eylem alanına da taşıyarak öğrencileri eyleme katılımcı olmanın ötesinde eylemi var edenlerin mücadelesine teşvik etmeyi önemli bulduk. Herkesin de kendisini nasıl bir mücadele ile var ediyorsa eylem alanına öyle yansıtması gerektiğini uygun buluyoruz. Önümüzdeki senelerde bu sorunu aşmamızı sağlayacak olan birleştirici formül de yine budur. 2009 6 Kasımı’na baktığımızda daha çok ilde, daha çok cephede kendini var edebilen, gün geçtikçe büyüyen ve YÖK’e karşı yürüyen bir Genç-Sen görebildik. YÖK’ü ve YÖK düzenini yıkana kadar daha çok cephe yaratmaya ihtiyacımız var. Bu yıl bu hedefe tüm şubelerimizdeki Genç-Sen’lilerin emeğiyle bir adım daha yaklaştık. Beyazıt Meydanı’nda İstanbul Üniversitesi’nin kapısına astığımız pankart tüm gençliğin sesiydi: Ferman YÖK’ün, Üniversiteler Bizimdir! Öğrenci Gençlik Sendikası Merkez Yürütme Kurulu |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|