Rehberlik Servisi
Kapitalizmin En Çok İhtiyaç Duyduğu Bilim: İktisadi Bilimler | Kapitalizmin En Çok İhtiyaç Duyduğu Bilim: İktisadi Bilimler |
|
|
| Cuma, 23 Nisan 2010 | |
|
İşte böyle ya da buna yakın cümlelerle anlatılır iktisadi bilimler. İnsanların ihtiyaçları en “etkin” karşılamak bölümü her nedense sadece belli bir kesimin ihtiyaçlarına dair olur her nedense. Ancak üniversite eğitimine dair sorun kapitalizmle şöyle gelişmiştir; üniversitelerde okutulan iktisadi bilimlerde dâhil kapitalizme nasıl daha iyi hizmet edeceğiniz öğretilir. Marksizmi es geçemeyecek olan iktisadi bilimler hocaları onu da anlatmak zorunda oldukları için kendilerini biraz rahatsız hissederler. Ancak Karl Marx’ın insanlığa kazandırdığı metodları her teoride uygulamaktan geri duramayacakları içi eninde sonunda öğrencilere tanıtmak durumunda kalırlar. Üretilen mal ve hizmetlerin bölüşümü ile ilgili bölüm de yine aynıdır. Üretilen malları hep belli bir sınıf üretmek zorunda kalırken bölüşüm kısmı yine diğer kesimin ihtiyaçlarına dairdir. İşte iktisadi bilimlerin her bölümünde kapitalizmin bütün hinlikleri hiç durmadan kafanıza kazınmaya çalışılır. Tabi, bakalım kapitalizmin krizi öğrencileri daha fazla vurmaya başladıkça bu eğitim nasıl yönlendirilecek hep birlikte göreceğiz. Sosyal Bilimlerin Kraliçesi: İktisat İktisat "sosyal bilimlerin kraliçesi" olarak da geçer tanıtımlarda. Ekonomik çıkarların sınıf çelişkilerini oluşturduğu gerçeği doğrular bu tanımı. Ekonomi, insan hayatında bu açıdan önemli bir yer tutar. Ve iktisatta yerli yerinde anlatıldığı sürece kraliçe bir bölümdür. İktisadi Bilimler'de İşletme, Turizm ve Otelcilik, Maliye, Ekonometri, Calışma Ekonomisi gibi bölümler bulunmaktadır. Bölümde temel ekonomi, yönetim, hukuk, işletme, istatistik, uluslararası alanlarına ilişkin dersler verilmektedir. Ama bu derslerdeki sorunlardan en büyüğü bilimsel ele alınmamasıdır. Üniversite öncesi ezbere dayalı eğitim sisteminden farksız bir şekilde tanımlar, grafikler, teoriler ezberlenip derslerden geçip mezun olmak üzerine dayalı bir sistem mevcuttur her bölümde olduğu gibi. Bu bölümün ek bir zorluğu sayılabilecek şey teorilerin ezberlenmesi bölümü olur. Hâlbuki üniversitelerde bu teorilerin insan hayatında ne kadar önemli bir yeri olduğu somut verilerle açıklansa (TEKEL Direnişiyle işçi sınıfının sönümlenmediğinin kanıtlanması gibi) bu teoriler bilmek o kadar da zor olmaz. İş Bulmanın Zorluğu Öğrenim süresi boyunca hocalar öğrencilere fakültelerinde gördükleri derslerin iş bulmak için asla yeterli olmayacağını defalarca kez söylerler. Ne kadar kurs, seminer varsa katılıp sertifika alıp, bir de torpile ihtiyaçlarını olduklarını üniversite eğitiminin bir bölümü gibi sıklıkla anlatırlar. Eğer bunları yapmazsak işsizler ordusuna katılacağımızı onlar da itiraf ederler. Başka bir bitmez tavsiye de ilk fırsatta kapağı yurt dışına atmaktır. Yurt dışına gidip kendini kurtarınca bütün mesele kapanırmış gibi. “Nasıl İş Bulacağım?” Korkusu İktisatta Da Var Yine tanıtım yazılarında pek çok iş alanı olduğu belirtilmesine rağmen üniversitelerde kontenjanların giderek artırılması ve niteliksiz eğitim nedeniyle son sınıftan itibaren her bölüm gibi İktisadi Bilimler öğrencisini "nasıl iş bulacağım" stresi sarar. Bir iş bulabilen şanslı İktisat mezunları ise ya bankada ya bir devlet dairesinde ya da özel sektörde istihdam edilmiş olur ve yıllar sürecek yorucu bir kariyer kavgası onu bekler. ÖHA / Rehberlik Servisi
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|