|
Gençliğin en yoz olduğu, saygının ve paylaşımın diğer tür liselere göre daha haşat durumda olduğu ortamdır meslek liseleri.
Erkek öğrencilerin yoğun olması ile birlikte her türlü pisliğin, faşizmin kolayca girebildiği bu ortamlarda, öğretmenlerin ve idarecilerin bunlara göz yumması hatta ve hatta yine erkek öğrencilerin çoğunlukta olması sebebiyle küfür etmekten, terbiyesiz sohbetler yapmaktan çekinmemesi bu durumu körüklemektedir. Ayrıca devletin meslek lisesi derslerine uygun mesleki eğitim kitabı bastırmadığı için her yıl meslek öğrencileri, bir asgari ücretin yaklaşık yarısını ders kitaplarına ve ders araç-gereçlerine vermektedir. Bunun dışında yine "parasız eğitim" lafını derinlere gömecek uygulamalar birçok meslek lisesinde görülmekte ve bizzat yaşanmaktadır.
Gelelim meslek liselerinde verilen derslik ve atölye eğitimlerine; ülkemizin pek muhterem liderleri her daim "eğitim" adı altında sermayeye uşaklık etmiştir.Meslek liselerinde bu durumu hat safhaya ulaştıran "staj" dediğimiz olay, kesintisiz olarak işletmelere nitelikli ve ucuz işgücü sağlamaktadır. Fabrikalarda ve küçük iş yerlerinde "staj" adı altında, işletmenin her türlü ağır işini, yeri geldiğinde temizliğini ve çaycılığını dahi yapan meslek lisesi öğrencileri ay sonu geldiğinde asgari ücretin yarısı kadar bile bir ücret almamaktadır. Ayrıca, ikinci sınıftan sonra kültür derslerinin (Matematik, Edebiyat vs.) verilmeyişi, meslek lisesi öğrencilerinin üniversite yoluna koyulan en büyük taştır. Meslek liselerinde verilen eğitimin tamamen patrona itaat etmeyi öğrettiğinin ve hatta patronların meslek lisesinde verilen eğitime direkt müdahele ettiğini tahmin etmek zor olmuyor. Kültür derslerinin yerine de, son iki yıl boyunca öğrencilere, nasıl daha "efendi, ahlaklı, söz dinleyen, temiz iş yapan, işyerinde geçimsizlik yaratmayan" biri olunması gerektiğini ya da kısaca ayakta nasıl uyunur o anlatılıyor. Bunu anlatırken de, öğrencinin, yanında oturan sınıf arkadaşını bile bir rakip olarak görmesi durumu ortaya çıkıyor. Meslek liseleri dış topluma ezilen bir sınıf hazırlama çabasındayken kendi içerisinde de ezen-ezilen ilişkisini barındırmaktadır. Örneğin bilgisayar bölümünde okuyan öğrenci, elektrik bölümünde okuyan öğreciden daha üstündür veya Anadolu ve Teknik Meslek Lisesi'nde okuyan öğrenci ise Endüstri Meslek Lisesi'nde okuyan bir öğrenciden daha üstündür.
Bunların tümü de bir bütün olarak öğrencilere "her koyun kendi bacağından asılır"ın nazikçe öğretilmesinden ibarettir. Bu fikri dört yıllık bir sürede çoğu meslek lisesi öğrencisine empoze eden devlet-sermaye ikilisi, her sene yeni gelen öğrencilerle bu kısır döngünün devamını sağlamaktadır. Meslek Lisesi'nde okumak suç mu ki bize bu işkenceleri yaptırıyorlar? Bu durumda biz bilinçli meslek lisesi öğrencileri ve geleceğin proletaryası olarak okullarımızda örgütlenme mücadelesini, gerek gelecek hakkında gerekse meslek lisesi öğrencisinin bugünki durumu hakkındaki somut şartları ortaya koyarak vermeliyiz. Haydar Özdemir |