Diyoruz ki
Genç-Sen Öğrencilere Seslenmeye Devam Ediyor:"Asla Yalnız Yürümeyeceksin" | Genç-Sen Öğrencilere Seslenmeye Devam Ediyor:"Asla Yalnız Yürümeyeceksin" |
|
|
| Pazartesi, 08 Mart 2010 | |
|
Bologna süreci ile beraber tamamıyla neoliberal politikaların etkisi altına giren üniversiteler, işçi emekçi çocukları için bir hayal olmaktan öteye gidemiyor. Öğrenciler, YÖK hiyerarşisi altında hızla politikadan uzaklaştırılırken, her geçen gün kapitalist sistemin bir parçası haline getiriliyor. Üniversite kampüsleri sermayenin pazarlama alanın dönüştürülürken öğrencilere alternatifsiz bir yaşam alanı olarak sunuluyor. Oysa hayat kampüs duvarlarının çok ötesinde, sokakta akıyor! Tarihsel deneyimler gösteriyor ki toplumsal muhalefetin örülmesinde -harekete kattığı dinamizm ve geleceği olma yönüyle- gençlik hareketi önemli bir kaldıraç görevi görmektedir. Zihinlerde başkaldırının simgesi olarak yer alan 68 kuşağı, bir çok yerde üniversitelerden sokağa taşan bir hareket olarak göze çarpıyor. Günümüzde milyonlarca öğrenciyi bünyesinde barındıran üniversiteler, 68 ruhunun yeniden canlanabileceği en meşru alan olarak karşımızda duruyor. Üniversitelerde, ezberci, niteliksiz, bilimsellikten uzak bir eğitime tabi tutulan öğrenciler, sorgulamayan, araştırmayan, her söyleneni yapan birer robot haline getiriliyor. Sosyal hayattan koparılırken geleceğe dair taşıdıkları umutlarını yitiriyorlar. İş olanaklarının gün geçtikçe azalması kendi mesleğini icra edemeyen öğrencilerin sayısını hızla arttırıyor. Hatta öğrenciler düşük maaşlı işlerde çalışarak hem okuyup hem çalışarak henüz öğrenim hayatlarını tamamlamadan işçi sınıfı saflarına katılıyorlar. Bu durum, öğrencilerin, sermayenin ablukasını aşabilmesinin tek yolunun, kampüs duvarlarının ötesinde bulunan işçi sınıfıyla buluşmasından ve sorunlarına toplumsal bir boyut kazandırmasından geçtiğini gösteriyor. Yakın gelecekte büyük çoğunluğunun işçi olması muhtemel olan öğrenciler sorunlarının gerçekçi çözümleri için sınıf mücadelesine eklemleşmek zorunda. Bunun gerçekleşebilmesi için üniversitelerde sisteme muhalif kişi ve grupları asgari ölçülerde kucaklayan bir örgütlenmeye ihtiyaç var. Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen), öğrencileri sınıfsal bir normda tariflemesi bakımından önemli bir politik hat olarak karşımızda duruyor. 3. Genel Kurulu'nda, bugüne kadar yaşadığı sıkıntıları daha net bir siyasi duruş ve programla aşabileceği kararına varan Genç-Sen yeni bir enerji ile öğrenci muhalefetinin öznesi haline gelebilir. Üniversitelerde, örgütlü öğrencileri aşan sayıda, sosyalist, sosyalizme ilgi duyan, sisteme muhalif veya sistemden şu yada bu şekilde zarar gören öğrencilerin varlığı bir gerçek. Sosyalist örgütlerin temas alanının dar oluşundan ya da örgütlü olma korkusu taşıdıklarından bağımsız kalmayı tercih eden bu öğrencilerin politik bir zeminde buluşturulması kaçınılmaz görevlerimizden biridir. Sendikal mücadelenin üniversitelerde meşrulaştırılması, sınıf eksenli mücadeleden başka şansları olmayan öğrencilerin politik bir zeminde buluşmasını sağlayacak ve öğrencilerin emek örgütleriyle bağ kurmalarını sağlayacaktır. 20 Aralık'ta Ankara İnşaat Mühendisleri Odasında 3. Genel Kurulunu gerçekleştiren Genç-Sen, hızla proleterleşen ve kafa emeği kol emeğine dönüşmekte olan öğrencilerin sınıf algısını zihinlerine yerleştirecek ve devrimin biricik öncü gücü işçi sınıfıyla eklemleşmelerini sağlayabilecek zemin olabilir. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hepimiz çalışmalarına bağlı. Nidal Kar |
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 08 Mart 2010 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|